GAZZE (1) – DÜNYA KUPASI (0)
Dünya milyonların ekran başında futbola kilitlendiği bir atmosferde stadyum ışıkları gökyüzünü aydınlatırken, Gazze’de devam eden ağır insani tablo vicdanları bir kez daha sorgulatıyor.
Dünya bugün aynı anda hem çok kalabalık hem de çok yalnız.
Kalabalık; çünkü ekranlar dolu, stadyumlar dolu, sosyal medya akışları hiç durmuyor.
Yalnızız; çünkü insanın insana temas ettiği yerler giderek azalıyor.
Bir yanda Dünya Kupası’nın büyüleyici atmosferi…
Diğer yanda Gazze’de devam eden çok ağır insani görüntüler…
Bu iki görüntü arasındaki mesafe, sadece coğrafi değil; aynı zamanda vicdani bir mesafedir.
Bir maçın sonucu, saatlerce tartışma konusu olabiliyor.
Bir golün çizgiyi geçip geçmediği defalarca analiz ediliyor.
Bir futbolcunun performansı küresel gündem oluşturuyor.
Bu ilgi tek başına sorun değil ama asıl sorun, dikkatin tek merkezde yoğunlaşırken, insanlığın diğer alanlarının görünmez hale gelmesidir.
Gazze’de ise hayat çok daha temel bir düzlemde akmaktadır.
Orada insanlar skor değil, hayatta kalma mücadelesi vermektedir.
Bir annenin gündemi maç sonucu değil, çocuğuna su bulup bulamayacağıdır.
Bir babanın gündemi transfer haberleri değil, ailesini koruyup koruyamayacağıdır.
Bir çocuğun gündemi oyun değil, güvenli bir sabaha ulaşıp ulaşamayacağıdır.
Tam da bu noktada daha derin bir soruyla karşı karşıyayız:
Ne zaman bir halkın yaşadığı büyük insani kriz, sosyal medya akışında birkaç saniyelik bir geçişe dönüştü?
Ne zaman insan hayatı, hızla tüketilen bir “içerik” seviyesine indirgenir hale geldi?
Bu sorular sadece Gazze’yi değil, modern çağın tamamını anlamamızı gerektiriyor.
Çünkü dikkat dağınıklığı artık sadece bireysel bir mesele değil; toplumsal bir duyarsızlık üretmektedir.
Gazze Şeridi’ne ilişkin olarak Gazze’deki yetkili makamların Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, ABD ve İsrail güdümündeki “Gazze İnsani Yardım Vakfı” aracılığıyla kurulan sözde insani yardım merkezlerinden dağıtılan un çuvallarında uyuşturucu madde bulunduğuna dair iddialar kamuoyuna yansımıştır. Bu iddialar, insani yardım süreçlerinin güvenilirliği ve şeffaflığı konusunda ciddi tartışmaları da beraberinde getirmiştir.
Burada önemli olan, meselenin yalnızca iddianın kendisi değil, oluşturduğu güven kırılmasıdır.
Çünkü insani yardım, sadece gıda veya malzeme taşımak değildir.
Aynı zamanda güven, emanet ve insan onuru taşımaktır.
Ve bu üç unsur zarar gördüğünde, yalnızca fiziksel bir kriz değil, derin bir sosyal ve psikolojik kırılma ortaya çıkar.
Gazze bugün yalnızca bombalarla değil, aynı zamanda sessizlikle de kuşatılmış bir insanlık coğrafyasıdır.
Açlık, susuzluk, sağlık hizmetlerine erişim zorluğu ve sürekli devam eden belirsizlik hali, toplumun dayanıklılığını her geçen gün daha fazla zorlamaktadır.
Diğer tarafta ise küresel gündem, büyük ölçüde spor organizasyonları ve eğlence içerikleri etrafında şekillenmektedir.
Bu durum bir karşıtlık değil, bir dikkat dengesizliğidir.
Bir yanda yoğun bir insani kriz…
Diğer yanda yoğun bir küresel eğlence akışı…
Asıl soru şudur:
İnsanlık olarak biz dikkatimizi nasıl dağıtıyoruz ve bu dağılımın sonuçlarını ne kadar fark ediyoruz?
Bağımlılıkla mücadele perspektifinden bakıldığında da mesele yalnızca bağımlılıklar değil, aynı zamanda “dikkatin bağımlılığı”dır.
İnsan neye sürekli bakıyorsa, onu büyütür.
Neyi görmezden geliyorsa, onu küçültür.
Bu sadece bireysel değil, toplumsal bir gerçekliktir.
Dünya Kupası bitecek.
Maçlar sona erecek.
Skorlar unutulacak.
Şampiyonlar değişecek.
Ama Gazze’de yaşanan insani tablo, etkisini çok daha uzun süre taşıyacaktır.
Çünkü bazı kayıplar skor tabelasına yazılmaz.
Bazı kayıplar sadece insanlığın hafızasında kalır.
Bugün asıl mesele şudur:
Biz neyi izliyoruz?
Ve neyi görmemeyi seçiyoruz?
Çünkü insan bazen görerek kaybetmez.
Bazen görmeyerek kaybeder.
Ve en büyük kayıp, insanlığın sessizce normalleşmesidir.
Yazar
-
YazanÖmer KARATAŞ
-
Yayın Tarihi24 Haziran 2026