Bizim Hayalimizdeki Üniversite Çok Farklı
Sadece derslerin işlendiği, sınavların geçildiği, diplomaların alındığı soğuk bir bina dizisi değil; insanın gerçekten kendini bulduğu, ruhunun nefes aldığı, zihnini ve bedenini koruyarak yaşadığı bir özgürlük alanı… Peki ama bugün kampüslerde durum ne? Kocaeli Üniversitesi’nin Umuttepe’den başlattığı sessiz dönüşüm bize ne söylüyor?
Çoğu kampüse dışarıdan baktığınızda aslında benzer bir manzara görüyorsunuz.
Zil çalmıyor belki… ama bildirimler hiç susmuyor.
Ders aralarında gençler birbirine değil, ekranlara bakıyor.
Aynı bahçeyi paylaşıyorlar ama çoğu zaman aynı dünyayı yaşamıyorlar.
Fiziksel olarak yan yana…
ama zihnen uzak.
Ekran büyüdükçe bağlar küçülüyor.
Teknoloji hayatı kolaylaştıran bir araç olmaktan çıkıp
dikkati bölen, zamanı parçalayan bir alışkanlığa dönüşmüş durumda.
Bizim hayalimiz ise daha net.
Sanal beğenilerin değil, yüz yüze konuşmaların değer gördüğü kampüsler.
Ekranın soğuk ışığına değil, insanın bakışına alan açan bir üniversite iklimi.
Kocaeli Üniversitesi örneği
Bu noktada bazı adımlar dikkat çekiyor.
Kocaeli Üniversitesi’nin Umuttepe yerleşkesinde yürüttüğü yaklaşım,
sorunu sadece konuşmakla kalmıyor, pratiğe de taşıyor.
Buradaki anlayış oldukça net:
Özgürlüğü yasaklarla değil,
farkındalık ve sağlık bilinciyle güçlendirmek.
Müfredata giren “sağlık bilinci”
Üniversitenin attığı en dikkat çekici adımlardan biri,
bağımlılık konusunu müfredata dahil etmesi.
Kocaeli Üniversitesi Bağımlılık ve Bağımlılıkla Mücadele Dersi ile birlikte öğrenciler,
konuyu sadece bir “yasaklar listesi” olarak değil,
yaşam becerisi ve farkındalık alanı olarak öğreniyor.
“Bağımlılık düzelebilen bir hastalıktır”
Sadece eğitim değil, sağlık boyutu da var.
Bağımlılık Polikliniği üzerinden öğrenciler;
- sigara
- dijital bağımlılık
- madde kullanımı
gibi alanlarda profesyonel destek alabiliyor.
Uzmanların yaklaşımı net:
Bağımlılık kronik olabilir ama tedavi edilebilir.
Yani mesele sadece bırakmak değil,
yeniden inşa etmek.
Üniversite neyi öğretir?
Gerçek bir üniversite yalnızca bilgi vermez.
Aynı zamanda şunu da öğretir:
- dikkatini nasıl koruyacağını
- iradeni nasıl yöneteceğini
- sağlıklı yaşamı nasıl kuracağını
Çünkü dikkat dağınıksa, öğrenme de eksik kalır.
Küçük ama önemli bir değişim
Belki de dönüşüm büyük sloganlarla değil,
küçük alışkanlıklarla başlar:
- Telefona daha az bakmak
- Yüz yüze konuşmayı artırmak
- Ekranı araya daha az sokmak
Basit görünüyor… ama etkisi büyük.
Bir cümlelik gerçek
Belki de en sade haliyle mesele şu:
Daha az ekran, daha çok insan.
Bağımlılıklardan uzak bir kampüs hayali aslında uzak değil.
Sadece biraz daha dikkat, biraz daha farkındalık gerektiriyor.
Ve belki de en önemlisi…
bir öğrencinin, karşısındaki insana gerçekten bakmasıyla başlıyor.
Darısı tüm kampüslerimizin başına.
Yazar
-
YazanÖMER KARATAŞ
-
Yayın Tarihi04 Temmuz 2026